Sana kavuşmak isterken içimde burukluk vardı yüreğimde... acı çekerken sana kavuşmak zor gelir bana,yüzümdeki çizgileri göstermek istememiştim sana sevgili…gördüğüm anda uzaktın bana, en şeyden uzak,...
Geceler bitmez zaman yoktur,geceyi bulursun kendini..dört duvar odada sıkışırsın,nedense umut ararsın boş duvarda..varlığın yoktur gecende,kendinsin, yüreğin konuşur,yürek getirir aşkın varoluşunda..müzik eşiğinde anlamlaştırırsın,düşler kurarsın,o düşleri yazyağmuru...
sana aşk kapısı açtım sevgili, içeriye girdin ansızın, içime sığdın..gökten ince yağmur yağar gibi, mevsimler konuştu.. şarkılar söylendi, aşk kokular içinde geldin..duyuyormusun kalbimin sesini sevgili...!içime...
Zaman nasıl akıp geçtiğini bilemezken, Sürükleyendir adım attıklarımız… Bastığım yerler aslında öldürdüklerim, Ayak izler hayata bıraktıklarım, Yürümediğim yollar geçmişim… Geçmiştir çoğalan dünyamız… B.AYGÜN
Bahar geliyor, ansızın sürükleyen mevsimidir, Vurdumduymazlıktır, suçsuzdur bazen.. Çizgiler yoktur bahar mevsiminde, Uyandığında an gelir burnumuza gelen bahar kokusu, Çiçekler açmış, düşlerinle sokaklara, yollara düşersiniz.. Hayata açılmak gelir, sınırsızca uzanmak...
Karşımıza erken çıkmış insanları yolun dışına sürerken; bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz ? hayat her zamana cömert davranmaz...
Sıkışan arabalar, karmaşık kornalar, dar caddeler… Kalabalığına eşlik etmişim sanki.. İnsanların gittiği yoldayım, farkında olmadan, düşünmeden… Adım attıklarım beni alıp götürdü sanki.. Sessiz kalıp yalnızlığı yaşarken, Bir heyecan arıyorum İstanbul...
Bir İstanbul sokakları.. Gençlerin kahkaha sesleri, Yaşlıların hayata attıkları doyumsuzları, Simitçi diye haykırışlar, Işıklar arasında parlayan kestaneler, Dar caddelerde beklentiler, kalabalık içinde isyanlıklar, El ele dolaşanlar, tebessüm içinde yaşayan çiftler,...
Çocuğumuz düşüp kafasını masaya çarpınca biz hemen masayı döveriz,'he masa ehhhh sen niye orada duruyorsun' diye. Çocuk masa orada durmasa kafasını çarpmayacağını sanır ve...
Aşk yaşanır anlatılmaz derler, bir oyun tiyatro gibi.. Ansızın yüreğine iner, başlar kalp atışları.. Bir sahne doğar , perdeler açılır.. İlk ışıklar, ilk aşklar.. Uzun yolculuğa sürükler, düşünmeden, hoyratça.. Ta...
Eğitim derken ne hallere düştük.. çocukluğumda çamurdan adam yaratmak, top oynamak üstümüz başımız kirlenmiş, yağmurda doyasıya ıslanıp eve gelmek, kağıttan uçak yapıp uçmak,...
Bugünlerde bu ülkede türbanı tartışıyoruz, bir zamanlar sağ sol konuşulurken ve bir çok çatışmalar, kargaşalar olduğu dönemden çıkıp, şimdi türban üniversitede açılsın mı açılmasın...